23 Ekim 2013 Çarşamba

DİŞİLİĞİN KEŞFİNDE ROMANTİZMİN ROLÜ

Müziğin, felsefenin ve resmin algılanışını köklü bir şekilde değiştiren romantizm, aşk sanatında kadın ve erkeğin varoluşunun özgürleşmesini yardımcı oluyor. Dolayısıyla, romantizm ifadeden çok düşüncede ve duygularda anlam buluyor. Çiftlere zevki aşılayan, tutkuyu tattıran, öznelliği ve bağlılığı doruk noktasına çıkartan romantizm kadın cinselliğinde bir hayli önemli… Kadının dişilik yönünü yeniden keşfetmesinde büyük etkisi olan romantizmle artık cinsellik sadece kırmızı değil, kıpkırmızı, pespembe, kıvrımlı ve düzenli yaşanabiliyor. Romantik bir cinsellikle tüm alacalık kaybolabiliyor.
“DİŞLİ” DEĞİL “DİŞİ” OLMAKTA FAYDA VAR!
Çirkin kadın yoktur, bakımsız kadın vardır.” sözü çokça söylenir, doğrudur da bir bakıma… Yüz hatlarını ortaya çıkaracak kadar yapılan bir makyaj, kendine yakışan bir saç modeli ve seksi simgeleyen takılar... Aslında, kendine bakan, makyajını yapan, süsüne dikkat eden, kıyafetini özenle seçen, kilosuyla barışık ve seksi bir kadın olduğunu önce kendisi hisseden her kadın alımlı ve çekici olabiliyor. Bu çekicilik bir de ses tonunda yatan albeni ve şehvetli hareketlerle süslenirse, doğuştan gelen ve görünmez bir silah olan dişiliği ortaya çıkarmak bir hayli kolay olabiliyor. Dişil enerjiyi açığa çıkarmada başarılı olabilmek için sadece yatakta değil mahrem hayatın her yerinde kadınların kadın olduklarını hissetmeleri ve hissettirmeleri, kadın olarak görünür olmaları çok önemli… Aksi ise, sert mizaca sahip ve naiflikten yoksun erkeksi yanın ta kendisi olarak ortaya çıkabiliyor. Sosyal yaşamda olduğu gibi cinsellikte de, dişilik yanından çok dişli oluşunu ön plana çıkaran kadın feminenlikten bir hayli uzaklaşabiliyor. Sonuç olarak, kadınlık ile dişilik arasındaki o ince çizgi, bir kadının kendini görünür kılmasında saklı…
ROMANTİZM PARTNERLER ARASI İLETİŞİM VE GÜVENİ ARTIRIYOR…
Gerek evde gerek iş yerinde, çok çalışmak kadınların erkeksi yanlarının ortaya çıkmasına neden olan bir eylem... Kadınlar erkekler gibi çalışırken farkında olmadan dişiliklerini de kaybetmeye başlıyor. Çünkü kadınların en çok ihtiyaç duydukları ve kadını kadın yapan, romantizm, karşı cinsten gelecek güzel bir söz, ilgi ve alaka eksik kalıyor. Bu nedenle, kadının dişiliğini kazanması konusunda eşinin yardımına ihtiyacı var… Bunun için de en direk yol aşk ve romantizm… Bu iki duygu yoğunluğu sayesinde kadın, başkalarıyla ilgilenmenin sorumluluğundan diğer bir değişle, erkeksi tarafından sıyrılarak, kendini özel hissettiren partnerine doğru yol alabiliyor. Kendisine sergilenen iç gıdıklayıcı davranışlar neticesinde kadınlar, partnerlerinin gereksinimlerine, özellikle cinsel ihtiyaçlarına içtenlikle cevap verebiliyor. Partnerinin kendisini önemsediğini, dinlediğini, iletişim sağladığını, jest yaptığını, anladığını kısacası, iletişime geçmek için çaba harcadığına inanan bir kadın, aynı samimiyeti cinsel yaşamda sağlayabiliyor. Kadın ruhunu okşayan diğer bir değişle, romantik davranışlar sergileyen bir erkek, fark etmeden kadınsal dürtüleri de hareketlendiriyor. Çünkü seksin olabilmesi için partnerler arası iletişim, romantizm, erotizm ve güvenin olması şart… Göründüğü üzere romantizm, sadece sevginin yeterli olmadığı cinsellikte, iletişim ve güven duygularını artıran önemli bir araç konumunda… Dolayısıyla, erkeklerin hayal ettikleri, yatakta aktif olanseks hakkında konuşanistek, arzu ve beklentilerini açıkça dile getiren ve ilk hamleyi beklemeden cinsel taleplerde bulunan kadın figürünü gerçek hayata taşımanın en kestirme yolu, romantizmden geçiyor… Romantizmi veren bir erkek kadından daha kolay erotizm alabiliyor.
ROMANTİZM CİNSEL DÜRTÜLERİ HAREKETE GEÇİRİYOR…

Kadının dişiliğini besle, erkekliğin desteklensin!” desek, hiç de yanılıyor olmayız… Çünkü kadın ve erkeğin hep şikâyet ettiği fakat çok az dile getirdiği ve çözüm ararken çoğunlukla iç geçirdiği, partnerlerin birbirine karşı gerçekleştirebilecekleri en yalın davranışlar cinsellikte karşımıza çıkıyor. Bu nedenle erkeklerin her şeyin kendilerinden beklenmesinden şikâyet etmek yerine romantik bir erkek olmaya çalışmalarında fayda var... Romantizm, çiftin arasında yoksun olan iletişimin güçlenmesini sağlıyor. Güçlenen iletişim sayesinde neredeyse hiç denebilecek kadar az konuşulan cinsellik hakkında iletişime geçilebiliyor. Bilindiği gibi, ani bir heyecan ya da mutluluk hissi cinsel dürtüleri harekete geçirmekte önemli rol oynayan hormonların salgılanmasını tetikleyebiliyor. Erkeklerin romantik anlar yaratması ve küçük sürprizlerde bulunması, uzun zamandır hayali kurulan ya da beklenen bir davranışı gerçekleştirmeleri, küçük jestler yapmaları, partnerlerine yakınlaşmaları, onları dinlemeleri, anlamaya çalışmaları, onların özel ve değerli olduklarını hissedebilecekleri davranışlarda bulunmaları ve güzel sözler söylemeleri, çiçek almanın önemini kavramaları, kısacası partnerlerinin duygusal gereksinimlerini karşılamaları ve romantik alışkanlıklar yaratmaları, partnerlerinin dişiliğini beslediği kadar, onların da erkekliklerini destekliyor. Böylece unutulmaz ve sürekliliği olan bir cinselliğin tadına varmak mümkün olabiliyor.

1 Ekim 2013 Salı

EBEVEYN-ÇOCUK İLİŞKİSİ SEKS HAYATINI BİTİRİYOR

Evlilik bireysel mutluluk ve toplumsal gelişim açısından çok önemli bir kurum... Evlilik hem kadının hem de erkeğin hayatında önemli bir dönüm noktasını oluşturuyor. Eş insanın diğer yarısıdır. Sevincini, kederini paylaşacağı bir can yoldaşıdır. Düştüğünde kaldıran, yorulduğunda güç veren, ağladığında yanı başında olan, sevindiğinde kucaklayandır. Çünkü insan doğuştan yaralı, yalnız ve yarımdır. Herkes ister istemez çocukluğunda psikolojik ve fiziksel travmalara uğrar, yaralanır… Çocukluk yaraları adını verdiğimiz bu travmaları vaktiyle çözümleyebilecek veya hazmedebilecek ego gücü olmadığı için, vakti gelince yeniden açmak üzere insan bunları bilinçdışına hapseder. Evlenmek çoğu zaman bu travmaları çözümleyebilecek kişinin bulunduğu anlamına gelir. Bu nedenle evlilik, bilinçdışı travmaların çözümlenmek için tekrar yaşanması, yalnızlığın paylaşılması ve yarımlığın tamamlanması için uygun bir ortam yaratır. Sevgi, saygı, güven, yakınlık, mahremiyet ve cinsellik eşleri bir arada tutan, evliliği yürümesine yardımcı olan çok önemli unsurlar… Olgun sevgi, koşulsuz oluyor ve eşlerin birbirine dikkat, kabul, takdir, şefkat sunması ve kendileri olmakta özgürlük tanıması üzerinde yükselebiliyor. Bunlar sağlandığında evlilik; çocukluk yaralarının kanatıldığı bir arenaya değil, bu yaralara merhem olunabilen kutsal bir ilişkiye dönüşebiliyor. Bu nedenle evlilik çok önemli bir kurum, işlerden arta kalan zamanlarda idare edilebilecek bir kurum değil…
ANNELİK VE BABALIK PART-TİME, KADINLIK VE ERKEKLİK FULL-TİME BİR İŞTİR…

Evliyken eşe sevgili olabilmek, eşle flörte devam edebilmek gibi konular toplumun vurgulamadığı ince konular… Özellikle kadın, doğum yaparak artık anne haline geldiğinde birçok davranışına bir anaçlık hali hâkim olmaya başlıyor. Kadın artık sadece çocukları için değil, kocası için de koruyucu, kollayıcı yanı ağır basan kişi durumuna geliyor. Kocasını da çoğu zaman ihtiyaçları karşılanması gereken bir çocuk olarak görüyor. Zamanla seks hayatlarında sorunlar yaşanmaya başlandığı için, eşi kendine bağlı tutma isteği, terk edilme korkuları, kendine güvensizlik duyguları gibi olumsuz duygular da bu tabloya ekleniyor. Eşleriyle ilişkilerinde ebeveyn-çocuk ilişkisi yaşayan, kendini ilişkinin niteliğinden ziyade niceliğine odaklayan kadınların cinsel yaşamlarında olumsuzluklar görülmesi olağan bir durum… Erkek tüm ihtiyaçlarını karşılayan ve anne rolünü üstlenmiş kadın karşısında çaresizlik hissediyor, hem cinsel anlamda hem de yaşam boyutunda böyle bir kadından uzaklaşabiliyor. Bu durumda, çok yanlış bir şekilde, erkekler kendilerini yeniden bir erkek gibi hissettirebilecek başka bir kadına yönelebiliyorlar. Oysa bunu önlemek çiftin elinde… Çünkü evlilik birlikte uyum ve dengenin esas olduğu tangoya benzer… Evliliğin sağlıklı ve mutlu devam edebilmesi için ebeveyn-çocuk ilişkisinden kaçınmak, cinsel tutkuyu devam ettirebilmek için reddedilmeyi göze alarak cinsel arzu ve istekleri paylaşmak ve evliliğin sorumluluklarını dengelemek gerekiyor… Ayrıca unutulmaması gereken en önemli konulardan biri, anneliğin ve babalığın part-time, kadınlığın ve erkekliğin ise full-time bir iş olduğudur.