13 Mart 2014 Perşembe

KIRGINLIK ÖFKE VE YERSİZ GURUR

Öğrenilmiş davranışlar hayatı çekilmez kılabiliyor. Örneğin, ne kadar çok istesek de “Seviyorum” demek isterken, birden ağzımızdan başka kelimeler dökülebiliyor. “Onu gördüğümde şöyle sıkıca sarılıp, koklayacağım” derken, gördüğümüzde tam tersi davranabiliyoruz. Bu durum çocukların ezber davranışları gibi ve maalesef aşmak çok kolay olmuyor... Bunun üstesinden gelmek mümkün fakat sevgiyi ve ilgiyi gösterememenin asıl sebebi kırgınlık, öfke ve yersiz gurur... Mesela kadın erkeğe dokunmak ve sarılmak istiyor. Fakat geçmişteki kırgınlığı ve öfkesi ona engel oluyor, kırgınlık ve öfkesi yersiz bir gururla birleşince kadın erkekten uzaklaşıyor. Ve erkek, kadının neden kendisinden uzaklaştığını bilmiyor ve anlamıyor... Erkekler çoğu zaman “Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi yok” misali hiçbir şeyden habersiz, olanları algılamaya çalışıyor. Ve kendisine tepki gösteren kadına dokunmaya zorlanıyor. Ama unutulmaması gereken hayat gerçeklerinden biri, kırgınlık, öfke ve yersiz gururun, mutluluğun en büyük düşmanlarının başında gelmesi…
ERKEKLER DİNLEYECEK KADINLAR GÜLÜMSEYEREK KARŞILAYACAK...
Kırgınlığı ve yersiz gururu geride bırakmak mümkün ama zor bir süreç… Değişim düşüncelerle alakalı… Değiştirmek denildiği zaman kişiliği değiştirmek gerektiği anlaşılıyor. Kadın ve erkek birbirlerinin kişiliklerini değiştiremezler, değiştirebilecekleri tek şey davranışları… Eğer kişi davranışlarını iradesiyle, aklıyla, mantığıyla uygun hale getirebilirse, yersiz gururu, öfkeyi, kırgınlığı bir tarafa bırakıp mutluluğu yakalayabiliyor. Mesela kocasına öfkeli ve kırgın bir kadın, bu duygularını geride bırakıp, eşi geldiği zaman onu mutlulukla ve gülümseyerek karşılayabilirse her şey değişebiliyor. Ama öfkeli ve kırgınken tebessüm etmek, dünyanın en zor şeylerinin başında geliyor. Ancak gülümseyen mutlu bir kadın erkeğin zaferidirMutsuz, gülmeyen bir kadın ise erkeğin mağlubiyeti… Erkek mutlu olmayan bir kadına yakın olamıyor. Erkek için gülümseyen bir kadın hep çok çekici… Erkeğin doğası bu, başka bir şey beklememek gerekiyor. Kadın mutlu olmak istiyorsa, gülümsemeli ve mutlu görünmeli… Ancak elbette erkeklerin de yapması gereken şeyler var... Mesela erkekler de kadına seks dışında dokunmayı öğrenmeli... Çünkü erkekler sadece seks yapacakları zaman kadına dokunuyorlar, onun dışında dokunmuyorlar, bu da kadına kendini değersiz hissettiriyor. Diğer önemli bir konu ise, erkek kadını ilgiyle dinleyecek ve anlayacak... Partneriyle gün içinde telefonla araşacak, mesaj atacak, en azından akşamları konuşacak… Göz teması ve gönül teması kuracak ve partnerine dokunarak onu dinleyecek… Erkekler bu iki şeyi yapıp, bir de kadına iltifat ederlerse, erkek de kadın da mutlu olabiliyor. Yani erkekler dinleyecek, kadınlar gülümseyerek karşılayacak ve kadın erkeğe hatasını asla söylemeyecek ama hatasını düzeltebileceğine inanacak ve onu motive edecek. Yani kadının gülümseyebilmesi için erkeğin de kadını mutlu etmesi gerekiyor. Ama birçok çift genelde suçlayan ve işaret parmağıyla suçlu arayan bir dili seçiyor. Oysa karşılık beklemeden sevmek ve koşulsuzca sevgiyi göstermek gerekiyor.
BAZEN ÜÇ MAYMUNU OYNAMAK GEREKİYOR…

Tatlı yemek bir seçimdir, nefes alıp vermek ise bir mecburiyet… Erkekler için çok önemli iki konu var... Bunlardan biri pohpohlanmak... Uzun süren ilişkilerde kadın seksi ve güzel olmasına rağmen, erkeği pohpohlamadığında, onun etkilemekte zorlanabiliyor. Üç maymunu oynayan, erkeğin kötü tarafları görmeyen, iyi taraflarını gören bir kadın her daim çekici kalabiliyor. İkincisi ise, erkeğin yalnız kalma ihtiyacı var… Kadının gerektiğinde erkeği yalnız bırakması önem taşıyor. Arada bir erkeğin serbest kalması gerekiyor, serbest bırakıldığında fazla uzaklaşmadan kadına geri dönebiliyor, onu mutlu edecek davranışlarda bulunabiliyor ve yakın olabiliyor. Ama kendini çok baskı altında hissederse, paralel yapı kurabiliyor, şiddet uygulayabiliyor, kendini işe verip deli gibi çalışabiliyor, hakaret edebiliyor ve kendinden bir şekilde kadını uzaklaştırabiliyor. Kadınlar da erkekler kadar aldatabiliyorlar. Kadının en temel ihtiyaçlarının başında dinlenme, anlaşılma ve ilgi görme geliyor. Bunların eksikliği hisseden kadın da sabrı bitip, susunca, paralel ilişki kurmayı tercih edebiliyor. Yani, aldatma sadece erkeğin kazası değil, kadının da kazası olabiliyor. İlişkilerde aradığını bulamayanların ve aldatanların buluşma yeri gibi oldu sosyal paylaşım siteleri... Kadının ilgi gördüğü, erkeğin de pohpohlandığı bir buluşma yeri oldu internet... Kadının ilgiye, erkeğin pohpohlanmaya karşı ilgisiz kalması çok kolay değil… Erkek iyi bir şey yaptığında kadının onu takdir etmesini bekliyor, bu olduğunda kendini özel hissediyor ve kadına bir anda ilgi duyabiliyor. Kadın ise, güzel olduğunu, seksi olduğunu, tatlı olduğunu duymak istiyor ve buna karşılık vermeden duramıyor. Fakat internetten önce de aldatma vardı... İnternet daha da kolaylaştırdı işi... Ama şunu unutmamalı ki, kadınların da erkeklerin de fiziksel, duygusal ve zihinsel ihtiyaçları var... Bunları kim veriyorsa oraya gidiyorlar. Sosyal paylaşım sitelerinde bunları alabilme hayaliyle ilişkiler kuruluyor. Bu durum paralel yapılanma yani aldatma için çok güzel bir ortam yaratıyor. Eskiden bilgisayar oyunları vardı, bunlarda bir oyun, aşk oyunu…

ERKEKLERLE KONUŞMA SANATI

Erkekler konuşmayı sevmezler, konuştuklarında ise genellikle söylemek istemediklerini söylerler. Bu durumdan hemen hemen bütün kadınların şikâyetçi... Google arama motorunda “Erkekler neden konuşmayı sevmez?” diye yazdığımızda yüzlerce sayfa görmemiz de bunun sağlaması gibi… Kadınlar konuşmak istiyor, erkekler susuyor. Peki, anlaşma nasıl sağlanacak? Öncelikle erkekler ve kadınlar birbirinden farklılar... Erkekler “ERKEKÇE” kadınlar da “KADINCA” dilinden konuşuyorlar. Biri İngilizce konuşuyorken, diğeri Türkçe konuşuyorsa anlaşamazlar değil mi? Bu durumda her iki tarafın da birbirinin dilini öğrenmesi gerekiyor. Bu süreçte bazı sorunlar yaşanıyor, çünkü erkekler konuşmayı sevmiyorlar, kadınlar da konuşmadan yapamıyorlar. Ama kadınlar konuşacak erkek aramıyor, dinleyecek erkek arıyorlar… Çünkü kadınların en temel ihtiyaçlarının başında dinlenmek ve anlaşılmak geliyor. Kadın konuşurken düşünüyor ve gelmek istediği noktaya geliyor. Ya da konuşa konuşa, konuşmasını açarak, genişleterek kafasındaki problemin çözümünü buluyor. Fakat erkekler çok farklı… Erkekler bir odaya kapanıyor ve uzun uzun düşünüyor ve aklına yattığında onu uyguluyorlar. Yani biri konuşurken düşünüyor diğeri ise yalnız düşünüyor ve uyguluyor.
SİHİRLİ CÜMLE: "İHTİYACIM VAR!"
Erkek düşünürken kadın konuşmak için ısrar ederse, büyük bir çatışma çıkıyor. Bu nedenle kadınların erkeklere şu dille yaklaşması gerekiyor: “Seninle konuşmaya ihtiyacım var. Beni dinlemene ihtiyacım var. Lütfen beni dinle ve anla…” Ve kadınların mutlaka bir zaman süresi belirtmeleri önem taşıyor. Mesela, “Yarım saat beni dinlemene ihtiyacım var” denilebiliyor. Çünkü erkek zamanı bildiğinde “Yarım saat dinleyebilirim” diyor ve konuşma bitinceye kadar ilgiyle dinleyebiliyor. Zaman belirtmeden kadın konuşmaya başlarsa, erkek dinlemekte zorlanıyor, konsantre olamıyor, boğuluyor, yutulduğunu hissediyor. Ayrıca kadının şunu da mutlaka erkeğe söylemesi gerekiyor: “Benim söylediklerimle ilgili bir çözüm üretmek zorunda değilsin. Şikâyetlerimi ve konuşmalarımı ille de çözülecek bir problem gibi görme lütfen. Eğer senden bir şey istersem, somut ve net olarak söylerim, eğer yapabilirsen mutlu olurum, yapamazsan sorun yok, saygı duyarım. Ama beni her söylediğime çözüm üretmek zorundaymışsın gibi dinleme. Ve söylediklerimden dolayı da kendini suçlu hissetme. Sadece beni dinlemene ve anlamana ihtiyacım var…” Bu şekilde erkek kadını yarım saat özenle dinleyebiliyor, kadın rahatlıyor ve gevşiyor, daha sevgi dolu olabiliyor, erkek strese girmiyor, her iki taraf da birbirine daha çok yakınlaşıyor ve var olan sıkıntılar ortadan kalkabiliyor. Aksi durumlarda, erkekler konuşulan her konuyu çözmeleri gereken bir problem gibi algılıyor, kadınları dinlemekte zorlanıyorlar ve kadınlar da “Beni ve söylediklerimi ciddiye almıyor, beni önemsemiyor, sevmiyor” gibi düşüncelere kapılıyorlar. Genelde kadınlar, “Bunların sorumlusu ben değilim, sensin” gibi yaklaştıkları ve “Bir çözüm üretmek zorunda değilsin” demedikleri için iletişim zorlaşıyor. Kadın genelde zaman belirtmediği ve de bir konudan başka bir konuya geçtiği için, bir müddet sonra erkeğin ilgisi dağılıyor. Erkek böyle zamanlarda ya uzaklara bakıyor ya da elindeki telefonu alıp onu kurcalamaya başlıyor.
SULTAN SÜLEYMAN HAN HAZRETLERİ…

Erkeğin kusurunu görmemek, kötü sözünü duymamak ve hatalarını yüzüne vurmamak önem taşıyor, yani erkek iyi bir şey yaptığında hemen onu görmek, iyi bir şey söylediği zaman hemen onu duymak ve onunla iyi konuşmak gerekiyor. Böylece erkek kadına sadık kalabiliyor. Yoksa paralel bir yaşam kurabiliyor. Kadın ne kadar akıllı, ne kadar güzel ya da ne kadar seksi olursa olsun, erkek gülen bir yüz ve mutlu bir kadın göremezse aldatmaya bahane yaratabiliyor. Geçenlerde çok bakımlı ve güzel bir hanımefendi geldi. Büyük bir öfke içerisindeydi, elinde kocasının sevgilisine yazdığı aşk mektupları vardı, e-maillerini internetten yakalamış… Öfkeyle bu e-mailleri masanın üzerine öfkeyle attı. “Kocam sevgilisine neler yazmış bakar mısınız?” dedi ve kocasını geri kazanmak istediğini söyledi. Mektupları birlikte okumayı teklif ettim, kabul etti. Sevgilisi yani paralel yapı sanki Sultan Süleyman eve gelmiş gibi bir ruh halinde, çok mutlu, onu kadar güzel karşılamış ki, sanki Sultan Süleyman Han gelmiş gibi övgüler düzmüş, yüzünde gülücükler açmış, o gittiği zaman hüzünlenmiş, o geldiği zaman çok mutlu olmuş. Öyle güzel anlatmış ki hislerini, evine güneş gibi doğmuş sanki. Tabi danışanımın kocası olumlu sözlerden ve davranışlardan o kadar çok etkilenmiş ki, sevgilisi karısından çirkin olmasına rağmen, ona gitmeyi istemiş, onu tercih etmiş. Yani çoğu zaman kadın çok güzel, çok seksi olmasına rağmen erkeğin gözünde bir kıymeti olmayabiliyor. “Siz bu tür sözleri kocanıza en son ne zaman söylediniz?” diye sordum. “Ben bunları yapmıyorum ki” diye cevap verdi. “Ben genelde hep eleştirir ve suçlarım” diye ekledi. “Neden kocanızın başka bir kadınla paralel bir ilişki yaşadığını anladınız mı?” dedim. Kadın ağlayarak “Anladım” dedi. Ve gerçekten de 15 gün sonra kadın geri geldiğinde “Kocam sevgilisini bıraktı bana geri döndü” dedi. “Ne yaptınız?” diye sordum. “Güzel sözlerle hitap ettim, diğer kadının yaptıklarını yaptım” dedi. “Ben zaten kocam için güzel hisler besliyordum ve onu seviyordum fakat yersiz gururum ona güzel sözler söylememe engel oluyordu” diye ekledi. Yersiz gurur, kırgınlık ve öfke aşılmadığı sürece çiftler birbirlerine hislerini saklıyorlar, gösteremiyorlar ve paralel yapılara davetiye çıkartıyorlar. Elbette aldatan erkeğin de hataları, yanlışları var ve onları düzeltmesi gerekiyor. Erkek de kendine bakıp “Ne yapmalıyım?” diye sormalı, dokunmalı, dinlemeli ve iltifat etmeli, kadın da “Kendimi seviyorum, değer veriyorum, kendim ve evliliğim için bunları yapmalıyım ve evliliğimi riske atmamalıyım” demeli. Mutlu olmak için nezakete, hoşgörü ve anlayışa sahip olmak gerekiyor. Ancak çiftlere “İlk adımı sen atma, gururlu ol. Erkek kadının peşinden koşar. Mesafeli dur ve çok yüz verme” gibi öğütler veriliyor. Bunları aşabilmek bir mesele... Dolayısıyla kırgınlık sebebi sabun köpüğünden değilse, gurur duygusunu aşabilmek oldukça zor… Bu nedenle erkek her zaman bir adım önde olmalı... Kadına seks dışında da dokunmalı, iltifat etmeli, onu dinlemeli… Çünkü bunları yapan bir erkek karısından veya sevgilisinden Sultan Süleyman Han muamelesi görebiliyor, daha az hata yapıyor.